Çocukluk hayalini yıllar sonra yeniden sahiplenen Beyhan Ereke’nin hikâyesi; cesaretin bazen hayalleri ertelemek değil, doğru zamanda yeniden sahiplenmek olduğunu gösteriyor. Medya, akademi ve hayatın getirdiği zorlu sınavlarının ardından müziğe uzanan bu yolculuk, yalnızca kişisel bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda başkalarının hayatına umut olma sorumluluğunu da taşıyor. Ereke, sanatını ve emeğini TAMEV’in “kızlar okusun” projesine destek vererek, yarınları yazan kadınların sadece kendi hayallerini değil, başkalarının umutlarını da büyüttüğünü hatırlatıyor.
Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi?
Çocukluğumdan beri kalbimin bir köşesinde müziğe dair çok güçlü bir hayal vardı. Müziğin içinde olmak, duygularımı sesimle anlatmak ve bir sahnede insanlarla aynı kalp atışında buluşmak istiyordum. Ancak ne yazık ki bu hayalim, yakın çevremde beklediğim desteği göremedi. Yine de içimde yaşamaya devam etti. Çünkü bazı hayaller susturulsa da yok olmaz; yalnızca sabırla yeniden su yüzüne çıkacakları günü bekler.
Yıllar sonra bu yarım kalmış bağın hâlâ içimde olduğunu fark ettim ve bu kez o sesi susturmak yerine dinlemeyi seçtim. Hayallerimi yeniden sahiplenirken, kendi yolculuğuma cesaret edebilmenin başka hayatlara da ilham verebileceğini düşündüm. Belki bir genç kız, bu cesareti görüp “Ben de yapabilirim” diyebilirdi. İşte tam bu noktada, kendi hayalimi gerçekleştirmenin ötesinde bir sorumluluk hissettim. Bu farkındalık, hayatımın en güçlü dönüm noktalarından biri oldu. Tüm Kalbimle gönüllüsü olduğum Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği TAMEV’in “Kızlar Okusun” projesi için, single çalışmamın tüm gelirini bağışlamaktan mutluluk duydum.
İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir?
İş hayatımdaki en belirgin özelliğim, değişime ve dönüşüme hızlı adapte olabilme yeteneğim. Aslında bu özellik, bilinçli bir tercihten çok, hayatın bana erken yaşta yüklediği sorumlulukların bir sonucu. Avusturya’da doğdum ancak okul çağına geldiğimde ailevi nedenlerle Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Henüz 9 yaşındayken kardeşimin hem okul velisi hem de ablası olarak annelik sorumluluğunu üstlendim.
O yaşta üstlendiğim sorumluluklar, büyüdükçe hayatımda şekil değiştirerek devam etti. Bu erken olgunlaşma süreci, sorumluluklar karşısında çözüm üretmeyi benim için bir refleks haline getirdi. Bu durum, meslek hayatına 18 yaşında başladığımda büyük bir avantaja dönüştü.
ZORLUKLAR BENİ YILDIRMAK YERİNE GÜÇLENDİRDİ, FARKLI ALANLARDA SORUMLULUK ALMAKTAN ÇEKİNMEMEYİ ÖĞRETTİ.
Kariyerinizde en zorlandığınız dönemi düşündüğünüzde, sizi ayakta tutan temel güç neydi?
Profesyonel kariyerime büyük bir tekstil firması olan Tanrıverdi Holding’de İnsan Kaynakları Departmanında başladım. Çok yönlü çalışmam ve farklı alanlara katkı sunmam sayesinde Yönetim Kurulu Başkanının dikkatini çektim ve görevim, yönetim katına taşındı. Yabancı dilimi geliştirmem ve ihracat departmanında görev almam için yurt dışına gönderilmem planlandı. Ne yazık ki ailevi nedenlerle bu fırsatı değerlendiremedim.
Tam bu dönemde Sabah Gazetesi ve ATV Televizyonundan iş teklifi aldım ve medya sektörüne adım attım. Bu benim için yeni bir başlangıçtı. On yıl boyunca Sabah Gazetesi-ATV Kanalı bünyesinde yönetim ve finans süreçlerinden sunuculuğa, tanıtım programlarından Almanya Genel Müdürlüğü yapılanmasına, sabah.com.tr ve atv.com.tr’nin işleyişinden arşiv projelerine kadar pek çok alanda aktif rol aldım. Ardından iki yıl, Habertürk’te çalışarak habertürk.com.tr işleyişi ve Bilgi Grubu Başkanlığı bünyesinde çeşitli projeler geliştirdim. Medyanın hem kamera önü hem mutfağında yer almak, bana çok yönlü bir bakış açısı kazandırdı. Habertürk’te çalıştığım dönemde oğlumun yoğun bakım süreci, hayatımda çok derin bir kırılma noktası oldu. Anne kimliğim ile profesyonel kimliğim arasında son derece güçlü bir sınav verdim. Oğlumun tedavisi için işimden ayrılmak ve yaşadığımız yeri değiştirmek zorunda kaldık. Bu süreç hem fiziksel hem de duygusal olarak son derece zorluydu. Ancak bu zor dönem, aynı zamanda içimde ertelediğim bir başka hayalimin kapısını da araladı. Eğitimime yeniden dönme fırsatı buldum. Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yaparak tezimi tamamladım, ardından “Medya ve İletişim” alanında doktora programımı bitirerek PHD, Dr. unvanımı aldım. Ulusal ve uluslararası bilimsel akademik dergilerde makalelerim yayımlandı. Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım tüm bu zorlukların beni dönüştürdüğünü ve her değişimin beni bir adım ileri taşıdığını çok net görüyorum.
Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Kız çocuklarına mesajınız nedir?
Bir kadın olarak yalnızca ailenin değil, toplumun da sizden beklentileri oluyor. İyi bir eğitim, iyi bir meslek, iyi bir anne, iyi bir eş… Kültürümüz çoğu zaman bu rolleri eksiksiz yerine getirmemizi bekliyor. Elbette bunların hepsi çok kıymetli, ancak bu beklentiler bir kadının kendi sesini ve tutkusunu ikinci plana atmasına da neden olabiliyor.
Kadın olmak hem güçlü hem de şefkatli olabilmeyi, hayaller ile sorumluluklar arasında denge kurabilmeyi gerektiriyor. Kız çocuklarına söylemek istediğim en önemli mesaj şu: Hayal ettiğiniz yerde değilseniz, yön değiştirmekten korkmayın. Cesaret, bazen yeniden başlamaktır.
BİR KADININ HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRMESİ, YALNIZCA KENDİ HAYATINI DEĞİL, BAŞKA HAYATLARI DA DÖNÜŞTÜRÜR.
İyilik sizin için ne ifade ediyor?
İyilik denince aklıma ilk gelen, şeffaf dayanışması, samimiyeti ve gerçekten dokunan projeleriyle Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği TAMEV’dir. TAMEV ile yollarımın kesiştiği günden beri kendimi çok anlamlı bir yolculuğun içinde hissediyorum. Organizasyon ekibinde aktif olarak rol almak, bana büyük bir sorumluluk ve mutluluk veriyor.
En çok etkilendiğim projelerin başında “Kızlar Okusun” geliyor. Genç kızların eğitim yolculuklarına katkı sağlamak tarifsiz bir duygu. Bir organizasyon sonrası TAMEV Başkanımızın “Bu gece yastığa başınızı koyduğunuzda çok rahat uyuyacaksınız” sözleri, benim için çok anlamlıydı. O gece hissettiğim huzur, yapılan işin karşılığının alkış değil, bir kalbe dokunmuş olmak olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Çünkü burada sadece projeler değil, umut ve gelecek inşa ediliyor.






