Gülcan Akkanbayatlı: “Gerçek Liderlik, Kazandıklarımızla Değil Kazandırdıklarımızla Ölçülür”

Stratejik karar süreçlerinde edindiği iş dünyası deneyimini toplumsal fayda anlayışıyla buluşturan Gülcan Akkanbayatlı, liderliği yalnızca sonuçlarla değil, üretilen değerle tanımlıyor. Ona göre kalıcı başarı; güven inşa eden, insanları güçlendiren ve geleceğe sorumluluk duygusuyla bakan bir liderlik anlayışıyla mümkün. İş dünyasındaki deneyimini TAMEV’de yürütülen sosyal projelerle birleştiren Akkanbayatlı, gerçek etkinin bireysel başarıdan çok başkalarının potansiyelini ortaya çıkarabilmekle ölçüldüğünü vurguluyor.

Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi? O an hayata ve liderliğe bakışınızı nasıl değiştirdi?

Hayatımda dönüştürücü olan sorumluluklar genellikle görünenden daha ağır ama öğretici olanlardı. İş dünyasında stratejik karar süreçlerinin merkezinde yer almak, farklı kültürlerle çalışmak ve belirsizlik içinde yön tayin etmek bana disiplinli düşünmeyi, riskleri yönetmeyi ve uzun vadeli perspektif geliştirmeyi öğretti.

Ancak anne olduğum an, liderliğe bakışımın çerçevesi tamamen değişti. O gün başarı kavramı yalnızca performans göstergeleriyle ölçülemez hale geldi. Artık attığım her adımı, yarının dünyasına nasıl bir katkı sunduğu üzerinden değerlendiriyorum. Çünkü çocuklarımıza bıraktığımız dünya, bizim aldığımız kararların toplamı.

Güven inşa etmek, istikrar sağlamak ve bulunduğum her alanda kalıcı bir değer üretmek… Benim için liderlik tam olarak bu.

HIZLI KAZANIMLAR YERINE KALICI YAPILAR KURMAYI TERCIH EDERIM.

İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir? Bu özelliğinizle yarınlara nasıl bir katkı sunduğunuzu düşünüyorsunuz?

İş hayatında beni ayrıştıran en belirgin özelliğimin, karar alırken yalnızca “ne kazandırır?” sorusunu değil, aynı zamanda “neye hizmet eder?” sorusunu da sormam olduğunu düşünüyorum. Benim için başarı yalnızca büyüme rakamlarıyla ya da sonuç tablolarıyla sınırlı değil. Attığım her adımın bir anlamı, bir yönü ve bir değeri olmasına özen gösteririm.

Uzun vadeli düşünmek benim çalışma biçimimin temelini oluşturuyor. Hızlı kazanımlar yerine kalıcı yapılar kurmayı tercih ederim. Bir projeye başladığımda yalnızca bugünkü ihtiyacı değil, beş yıl sonra doğuracağı etkiyi de hesaplamaya çalışırım. Çünkü sürdürülebilirlik benim için stratejik bir tercih değil; bir sorumluluktur.

Aynı zamanda bulunduğum ortam içinde güven inşa etmeyi çok önemsiyorum. İnsanların kendilerini ifade edebildiği, fikirlerinin değer gördüğü bir çalışma kültürü oluşturmanın uzun vadeli başarıyı doğrudan etkilediğine inanıyorum. Güçlü kişilik; tek başına parlamak değil, etrafındaki insanları da güçlendirebilmektir.

Yarınlara katkımın da tam olarak burada şekillendiğini düşünüyorum. Çünkü gerçek etki, bireysel başarıdan çok başkalarının potansiyelini açığa çıkarabilmekle ölçülür.

BUGÜN GERIYE DÖNÜP BAKTIĞIMDA EN BÜYÜK KAZANIMIMIN BIRLIKTE YOL ALDIĞIM INSANLAR OLDUĞUNU GÖRÜYORUM.

Kariyerinizde en zorlandığınız dönemi düşündüğünüzde sizi ayakta tutan temel güç neydi? O süreçten çıkardığınız en önemli ders nedir?

Her bireyin hayatında karar yükünün ağırlaştığı dönemler olur. Benim için en zorlayıcı süreçler, belirsizliğin arttığı ve temasta olduğum insanların sonucunu beklediği kararlar almak zorunda kaldığım zamanlardı.

Bu dönemlerde beni ayakta tutan en önemli güç; iç disiplinim ve sakin kalabilme becerim oldu. Hızlı tepki vermek yerine doğru zamanlamayı beklemeyi öğrendim. Duygularımı inkâr etmedim ama onların yön vermesine izin de vermedim.

O süreçlerden çıkardığım en önemli ders şuydu: Eğer merkeziniz sağlam ise, dış koşullar sizi zorlayabilir ama yönünüzü değiştiremez. Krizler kişilerin karakterini netleştirir ve çoğu zaman en büyük gelişim en zor dönemlerin içinde saklıdır.

Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Geleceğin iş dünyasında kadınların rolü nasıl şekillenecek? Kız çocuklarına mesajınız nedir?

Kadın olmanın bana kattığı en büyük güç; analitik düşünce ile sezgiyi dengeleyebilme yeteneği. Kararlılık ile şefkati aynı anda taşıyabilmek… Bu denge modern liderliğin en kıymetli tarafı.

GELECEĞIN IŞ DÜNYASINDA KADINLARIN DAHA FAZLA YÖNETIM KURULU SEVIYESINDE VE YATIRIM KARARLARINDA YER ALACAĞINA INANIYORUM.

Çünkü yeni dünya kapsayıcı, empati ve sürdürülebilir bakış açısı gerektiriyor. Çeşitlilik artık bir sosyal hassasiyet değil, stratejik bir gereklilik.

Kız çocuklarına mesajım ise çok net: Kendinizi geliştirin, finansal okuryazarlığınızı artırın, teknolojiyi yakalayın ve özgüveninizi koruyun. Liderlik bir ayrıcalık değil; hazırlanmış olanların üstlendiği bir sorumluluktur.

Anne olarak ise çocuklarıma bırakacağım en büyük mirasın maddi değil, ahlaki ve entelektüel değerler olduğuna inanıyorum. Onların güçlü bireyler olmaları kadar, vicdanlı bireyler olmalarını da önemsiyorum.

İyilik sizin için ne ifade ediyor? TAMEV’deki Yönetim Kurulu üyeliğiniz size ne hissettiriyor?

İyilik benim için görünür olmak değil; etkili olmak demek. Sessiz ama kalıcı bir katkı sunabilmek…

TAMEV’deki Yönetim Kurulu üyeliğim, bu anlayışımı somut projelere dönüştürebildiğim çok kıymetli bir alan. Eğitime ve gençlerin gelişimine katkı sağlayan çalışmaların içinde yer almak bana derin bir manevi haz veriyor.

Profesyonel başarı elbette önemli; ancak toplumsal fayda üretmediği sürece eksik kalır. Bilginin, deneyimin ve imkânların paylaşılmadığı bir başarı anlayışının sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum.

Topluma dokunabilmek, geleceğe yatırım yapabilmek ve gençlere fırsat alanı açabilmek… İşte benim için gerçek liderlik burada anlam kazanıyor.

Bugün hayatıma baktığımda tek bir merkez görüyorum: değer üretmek. İş dünyasında, ailemde ve toplumsal alanda…

Benim için liderlik yüksek sesle görünür olmak değil, güvenilir bir duruş sergilemektir. Başarı ise yalnızca kazandıklarımızla değil; kazandırdıklarımızla ölçülür.