Hayatımızda sıkça karıştırdığımız iki duygu: suçluluk ve utanç. İkisi de rahatsız edici olsa da, kökenleri ve etkileri oldukça farklıdır.
Ben bu ikisini uzun süre birbirine karıştırmış biri olarak konuşuyorum. Birine kırıcı bir laf ettiğimde önce “Eyvah, yanlış yaptım” derdim. Sonra o his yavaş yavaş “Ben kötü bir insanım, kimse beni sevmemeli” ye evrilirdi. Birincisi suçluluktu, ikincisi utanç. Aralarındaki fark ise dağlar kadar büyük.
Suçluluk, yaptığın işe odaklanır. “Bu davranışımla birine zarar verdim” dersiniz. Bu duygu genellikle yapıcıdır. Özür diletir, telafi ettirir, bir daha yapmamak için harekete geçirir. Tıpkı vicdanın sizi dürtmesi gibi. Suçluluk sayesinde daha sorumlu, daha empatik insanlar oluruz.
Utanç ise bambaşka bir canavardır. O, “Ben’e saldırır. “Ben güvenilmezim, ben yetersizim, ben değersizim” der. Utanç sizi saklanmaya, susmaya, kendinizi küçültmeye iter. En tehlikeli yanı da budur: Utanç gizlenir. Kimseye anlatmazsınız çünkü “ya beni gerçekten böyle görürlerse” korkusu vardır. Bu yüzden utanç depresyonun, kaygının ve uzun süreli yalnızlığın en büyük besin kaynağıdır.
Brené Brown’un dediği gibi: Suçluluk “Yaptığım şey yanlıştı” derken, utanç “Ben yanlışım” der. Aynı olayda bile ikisi birden gelebilir ama hangisinin ağır bastığını anlamak çok önemli.
Peki nasıl anlarsınız? Basit bir teste tabi tutun kendinizi:
- Bu his belirli bir olayla sınırlı mı, yoksa “ben” kimliğinizin tamamını mı kapsıyor?
- Sizi harekete mi geçiriyor, yoksa olduğunuz yerde donup kalmanızı mı sağlıyor?
- İç sesiniz “Düzeltsem iyi olur” mu diyor, yoksa “Ben neye layığım ki?” mi?
Eğer ikinciler ağır basıyorsa, büyük ihtimalle utançla karşı karşıyasınız. O zaman yapmanız gereken ilk iş, o utancı birine anlatmak. Evet, tam da en istemediğiniz şeyi. Çünkü utanç karanlıkta beslenir, ışığa çıktığında küçülür.
Bugün hepimiz biraz suçluluk, biraz utanç taşıyoruz. Önemli olan hangisinin hayatımızı yönetmesine izin verdiğimiz. Suçluluğu dinleyin, ondan ders çıkarın. Utanca ise merhamet edin. Ona “Sen beni tanımlamıyorsun” deyin. Kendinize şefkat gösterin; çünkü eleştirel ses zaten yeterince yüksek çıkıyor.
Sonuç olarak, o kemiren hissi hissettiğinizde durun ve kendinize sorun: “Bu suçluluk mu, utanç mı?” Cevabı doğru verdiğinizde, kendinizi affetmek ve ilerlemek çok daha kolay olacak.
Siz ne dersiniz? O anlarda hangisi daha çok geliyor içinize?
Sevgilerimle…
Remziye Özpolat
Kariyer Gelişim Uzmanı






