Mine Ebrul Baysal: “İyilik Sessiz Ama İstikrarlı Bir Duruştur”

TAMEV Kurucu Üyesi Ve Saymanı Mine Ebrul Baysal, liderliği yüksek sesle görünür olmak değil; sorumluluk almak, güven inşa etmek ve birlikte ilerleyebilmek olarak tanımlıyor. Erken yaşlarda edindiği sorumluluk bilinci ve hayatın farklı ritimlerini görerek kazandığı farkındalık, onun liderlik anlayışını şekillendiren en önemli deneyimler olmuş. Baysal’a göre gerçek etki; büyük sözlerden çok, sessiz ama istikrarlı adımlarla hayatlara dokunabilmekten geçiyor.

Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi? O an hayata ve liderliğe bakışınızı nasıl değiştirdi?

Hayatımda beni dönüştüren tek bir an olmadı; sorumlulukla büyüyen, zamana yayılan bir farkındalık vardı. Bakıma ihtiyaç duyan bir kardeşle büyümek, çok küçük yaşlarda “birlikte yaşamak” bilincini içselleştirmemi sağladı. Çalışan bir anneyle hayatı paylaşmak ve erken yaşta sorumluluk almak; sabrı, sürekliliği ve dayanıklılığı bana doğal bir refleks olarak kazandırdı.

Hayatın herkes için aynı hızda ve aynı kolaylıkta ilerlemediğini erken yaşta görmek, beni daha anlayışlı ama aynı zamanda daha gerçekçi yaptı. Liderliği hiçbir zaman yüksek sesle konuşmak olarak görmedim. Benim için liderlik; gerektiğinde el uzatmak, gerektiğinde net bir tavır alabilmek ve birlikte yürüyebilmek demek.

Bu anlayışla TAMEV’in kurucu üyeleri arasında yer aldım. Bugün saymanlık görevini yürütürken de aynı sorumluluk duygusuyla hareket ediyorum. Şeffaflık, sürdürülebilirlik ve güven benim için yalnızca kavram değil; birlikte üretmenin temel şartları.

Anne olduktan sonra bu duygu daha da derinleşti. Çocuklarımla birlikte büyürken hayatın aslında ne kadar sade ama ne kadar anlamlı olduğunu yeniden öğrendim. Her yeni rol, bakışımı daha sakin ama daha kararlı hâle getirdi.

İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir? Bu özelliğinizle yarınlara nasıl bir katkı sunduğunuzu düşünüyorsunuz?

İş hayatında beni diğerlerinden ayıran en belirgin özelliğin, insanlarla bağ kurma biçimim olduğunu düşünüyorum. Dinlerim, anlamaya çalışırım; ama gerektiğinde de sözümü açıkça söylerim. Tatlı bir üslupla ama net bir tavırla ilerlemeyi tercih ederim. Çünkü açık iletişim hem zamandan kazandırır hem de güven yaratır.

Uzun yıllar halkla ilişkiler alanında çalışmak, iletişimin yalnızca konuşmak değil; doğru zamanda doğru tonu yakalayabilmek olduğunu öğretti bana. Bazen bir bakış, bazen bir susuş, bazen de yerinde söylenmiş bir cümle çok şeyi değiştirir.

BENİM İÇİN BAŞARININ ÖLÇÜSÜ YALNIZCA SONUÇ DEĞİLDİR; O SONUCA HANGİ İLİŞKİ DİLİYLE ULAŞILDIĞIDIR.

İnsanların kendilerini rahatça ifade edebildiği, fikirlerini çekinmeden paylaşabildiği ortamlar yaratmayı önemsiyorum. Çünkü o alanlar büyüdükçe bireysel başarı toplumsal etkiye dönüşüyor.

Kariyerinizde en zorlandığınız dönemi düşündüğünüzde, sizi ayakta tutan temel güç neydi? O süreçten çıkardığınız en önemli ders nedir?

Elbette zorlandığım zamanlar oldu. Hepimizin hayatında üst üste gelen sorumluluk dönemleri vardır. Aile, çocuklar, iş ve gönüllülük… Bazen gün 24 saat yetmez gibi gelir.

Ama zamanla şunu öğrendim: Güç, her şeyi tek başına yapmaya çalışmak değil. Güç, gerektiğinde durabilmek, dengeyi yeniden kurabilmek ve destek istemekten çekinmemektir. Hayatla inatlaşmadan ama geri de çekilmeden yürümeyi öğrenmek bana esnekliğin değerini gösterdi.

DAYANIKLILIK BENİM İÇİN SERTLİK DEĞİL; UYUM SAĞLAYABİLME BECERİSİ. ESNEYEBİLDİĞİNİZ ÖLÇÜDE AYAKTA KALIYOR, ÖĞRENDİKÇE GÜÇLENİYORSUNUZ.

Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Geleceğin iş dünyasında kadınların rolünü nasıl şekillendireceğine inanıyorsunuz? Kız çocuklarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Kadın olmanın bana kattığı en büyük güç, çok boyutlu düşünebilmek. Hem detayları görebilmek hem de büyük resmi kaybetmemek… Hem hissedip hem düşünebilmek, hem kalple hem akılla karar verebilmek benim için gerçek güç.

Geleceğin iş dünyasında kadınların daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir ve daha insani yapılar kuracağına inanıyorum. Rekabetin sertliğini değil; iş birliğinin sıcaklığını artıran bir anlayışın güçleneceğini düşünüyorum.

Kız çocuklarına söylemek istediğim şey çok net: Yol her zaman düz olmayacak ama bu sizi korkutmasın. Zorlandığınız anlar sizi eksiltmez, büyütür. Kendinize güvenin, meraklı olun ve sesinizi kısmayın. Tatlı olun ama kararlı olun.

İyilik sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızda sizi derinden etkileyen bir iyilik anı ya da başkasının hayatına dokunduğunuz özel bir an var mı?

İyilik benim için büyük ve gösterişli eylemlerden çok süreklilik demek. Birinin yükünü hafifletmek, yanında durmak ve sorumluluk almak… Bakıma ihtiyaç duyan bir kardeşle büyümek bana iyiliğin bir anlık değil; uzun soluklu bir duruş olduğunu öğretti.

TAMEV’deki yolculuğum da bu anlayışın bir devamı. Kurucu üyesi olduğum bu yapıda, iyiliğin sistemli ve sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyorum. Saymanlık görevini yürütürken de aynı bilinçle hareket ediyorum. Çünkü iyilik yalnızca niyetle değil; emekle ve doğru yapıyla büyür.

Birinin hayatına küçük de olsa bir alan açabildiğimi hissettiğim her an benim için en anlamlı iyilik hâli.

İNANIYORUM Kİ İYİLİK, GÜRÜLTÜ YAPMADAN DA ÇOĞALIR. HATTA EN GÜÇLÜ HÂLİ, SESSİZ AMA İSTİKRARLI OLANDIR.