Peyzaj yüksek mimarı ve iş insanı Şeniz Başaran, liderliği önde durmak değil; ortak aklı büyüten, dayanışmayı güçlendiren ve birlikte üretmenin değerini görünür kılan bir yolculuk olarak tanımlıyor. Kamudan özel sektöre uzanan mesleki deneyimini sivil toplum çalışmalarıyla buluşturan başaran, TAMEV’de yürüttüğü projelerle kalıcı etkinin bireysel başarıdan çok ortak emekle mümkün olduğuna inanıyor. Ona göre yarınları yazan kadınlar, yalnızca kendi yollarını değil; yan yana yürüdükleri insanların umutlarını da büyüten kadınlardır.
Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi?
Dünyayı değiştiren kadınların ortak bir yönü olduğuna inanıyorum. Bulundukları zamanı yaşamakla yetinmez, zamanın yönünün değişmesine katkı sunarlar. Gücü makamdan değil; sorumluluktan ve birlikte yaratılan etkiden alırlar. Liderlikleri seslerinin yüksekliğinde değil, geride bıraktıkları izlerin kalıcılığında saklıdır. Bu bakış açısı, benim kendi yolculuğumun da çıkış noktası oldu.
Peyzaj yüksek mimarı olarak meslek hayatım boyunca kamuda ve özel sektörde farklı ölçeklerde projelerde yer aldım; farklı disiplinler ve farklı hayat hikâyeleriyle yolum kesişti. Zamanla şunu öğrendim. Kalıcı olan yapılar aceleyle kurulmaz; emekle büyür, sorumlulukla korunur ve çoğu zaman ortak akılla anlam kazanır. Bu farkındalık, hayata ve liderliğe bakışımı derinden şekillendiren en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir?
Mesleki yolculuğumda beni en çok besleyen şey; birlikte üretmenin gücüne inanmak oldu. Kamuda ve özel sektörde edindiğim deneyimler, kalıcı etkinin bireysel başarıdan çok ortak akılla mümkün olduğunu gösterdi. Zamanla sivil toplumla yolum kesişti ve burada sahada çalışarak, süreçlerin içinde yer alarak, dayanışmanın dönüştürücü gücüne yakından tanıklık ettim.
GÖNÜLLÜLÜK BENİM İÇİN BİR UNVAN DEĞİL; HAYATLA KURDUĞUM İLİŞKİNİN EN SADE VE EN SAHİCİ HÂLİ OLDU.
Gerçek etkiyi, önde durmaktan çok başkalarıyla yan yana yürüyebilmeyi mümkün kılmakta buldum. Bu anlayış, iş hayatında da sistemleri kurarken insanı merkeze koymamı sağladı.
Kariyerinizde en zorlandığınız dönemi düşündüğünüzde, sizi ayakta tutan temel güç neydi?
Bu yolculuk her zaman düz bir çizgide ilerlemedi. Belirsizlikler, zor kararlar ve durup yeniden düşünmeyi gerektiren anlar oldu. Zamanla şunu öğrendim. Güç, her şeyi kontrol edebilmek değil; bilinmezliğin içinde yönünü kaybetmeden ilerleyebilmeyi öğrenmektir. Bazen durmak ve beklemek de yolun bir parçasıdır.
Sivil toplumda, sahada ve yönetim süreçlerinde karşılaştığım zorluklar bana sabrı, sürekliliği ve dayanışmanın değerini öğretti. Özellikle TAMEV çatısı altında üstlendiğim sorumluluklar, birlikte düşünmenin, birlikte çözüm üretmenin ve ortak emeğin insanı ayakta tutan en güçlü dayanak olduğunu bir kez daha gösterdi.
Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Geleceğin iş dünyasında kadınların rolünü nasıl görüyorsunuz? Kız çocuklarına mesajınız nedir?
Kadın olmak bana, gücün sertlikten değil; denge kurabilmekten doğduğunu öğretti. Sezgiyi akıldan, merhameti kararlılıktan ayırmadan ilerleyebilmek bir eksiklik değil; tam tersine geleceği birlikte kurabilmenin temel becerilerinden biridir. Bugünün dünyasında kadınlar yalnızca daha görünür olmuyor; hayatın ritmini daha adil, daha insani ve daha yaşanabilir bir yere doğru dönüştürüyor. Belki değişimin merkezinde değiliz; ama çoğu zaman vicdanında duruyoruz.
Evliyim, iki çocuk annesiyim ve iki torunun büyümesini izleme şansına sahibim. Geçmişle geleceği aynı anda hissedebilmek, yaptığım her işte bugünü iyileştirirken yarını da düşünmeme neden oluyor. Bir kız çocuğu annesi olarak kız çocuklarına söylemek istediğim tek şey şu: Kendinizden vazgeçmeden yürüyün. Olduğunuz halinizle yeterlisiniz.
İyilik sizin için ne ifade ediyor?
İyilik benim için büyük sözler değil; sessiz ama kalıcı izlerdir. Gösterilmeden yapılan, çoğu zaman fark edilmeden çoğalan ama geride güçlü bir etki bırakan dokunuşlardır.
TAMEV’in kurucu üyelerinden biri olarak, kuruluşundan bu yana başkan yardımcılığı görevini yürütüyor ve projelerin koordinasyonunda aktif rol alıyorum. TAMEV’i benim için anlamlı kılan şey; tek tek bireysel katkılardan çok, birlikte büyüyen bir dayanışma alanı olmasıdır. Burada atılan her adım, bir ihtiyaca cevap vermenin ötesinde; umudu canlı tutmaya ve kalıcı bir iyilik duygusu yaratmaya hizmet ediyor. Eğitime erişimden, kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesine; gıdaya, temel ihtiyaçlara ve dayanışmaya uzanan çok katmanlı bir iyilik hâli yaratılıyor.
Emeklilik benim için geri çekilmekten çok, anlamı başka bir yerden yeniden kurma fırsatı oldu. Üretmenin yaşla değil; niyetle, süreklilikle ve paylaşılan emekle ilgili olduğunu bu dönemde daha berrak biçimde gördüm.
BUGÜN GERİYE BAKTIĞIMDA, ANLAMIN TEK BAŞINA İLERLEMEKTEN DEĞİL; YAN YANA DURABİLMEKTEN DOĞDUĞUNU DAHA İYİ GÖRÜYORUM. VE İNANIYORUM Kİ YARINLAR; ÖNE ÇIKMAYI DEĞİL, YAN YANA DURMAYI SEÇENLERLE YAZILIR.






