Ayca Kükrekol: “Kanatlarını Güçlendiren Kadınlar Yarınları Yazar”

Ayça Kükrekol, 28 yıllık havacılık kariyerinden edindiği disiplin ve yöneticilik deneyimini bugün insan gelişimi ve liderlik eğitimine taşıyor. Liderliği bir unvan değil, dokunduğu hayatlarda bıraktığı etki olarak tanımlayan Kükrekol; gençlere kendi potansiyellerini hatırlatmayı amaçlayan güçlü bir dönüşüm hikâyesi sunuyor. Gökyüzünden sahneye uzanan bu yolculuk, cesaretle büyüyen kadınların yalnızca kendi yollarını değil, başkalarının kanatlarını da güçlendirerek yarınları inşa ettiğini gösteriyor.

Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi?
Hayatım boyunca hep öğrenen ve öğrendiğini paylaşan biri oldum. Havacılık bana disiplini, insan ise bana anlamı öğretti. Bugün hem gökyüzünün hem insan kalbinin içinden geçen bir yolculuğun içindeyim ve inanıyorum ki yarınlar cesaretle büyüyen kadınların ellerinde şekilleniyor.

Hayatımda beni en çok dönüştüren an, “Ben artık sadece işi yapan değil, insan yetiştiren biriyim” dediğim gündü. Uzun yıllar havacılığa gönül vermiş biriyim. Uçmak bizler için sadece bir meslek değil; dünyayı, kültürleri ve insanları keşfetme alanı. 28 yıllık insan ve yöneticilik tecrübemi eğitmenliğe taşıdığımda bunu yalnızca bir kariyer değişimi olarak değil; bir kimlik dönüşümü olarak gördüm.

GENÇLERE İLHAM OLABİLMEK BÜYÜK BİR SORUMLULUK.

Eğitim alanlarım kişisel gelişim ve liderlik üzerine. Sahneye ilk çıktığımda şunu fark ettim. Bilgi aktarabilirsiniz ama ilham olmak bambaşka bir sorumluluktur. O an liderliğe bakışım değişti. Liderliğin unvanla değil, etkiyle ilgili olduğunu anlamak bana çok şey kattı. Gençlere ilham olabilmek büyük bir sorumluluk. İşinizi aşkla yaptığınızda bu etki doğal ve güçlü bir şekilde yansıyor.

Benim için liderlik; insanların potansiyelini onlara yeniden hatırlatabilmektir. Ve bu farkındalık, hayatımın en güçlü ve en keyif aldığım noktası oldu.

“HİZMET ETMEK GÖREVDİR, KALBE DOKUNMAK TERCİHTİR.”

İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir?
Beni ayıran en net özellik, kalbimle çalışırken disiplinimi kaybetmemem. Duygusal zekâ ile sistem kurmayı birlikte yürütüyorum. Hem insanı merkeze alıyorum hem de sonuç odaklı kalıyorum.

Eğitimlerimde sıkça söylediğim bir cümle var:
“Hizmet etmek görevdir, kalbe dokunmak tercihtir.”

Ben tercihi seçiyorum. Yarınlara katkımın, teknik olarak güçlü ama aynı zamanda insani olarak derin liderler yetiştirmek olduğuna inanıyorum. Çünkü gelecek, sadece hızlı olanların değil; bilinçli, farkındalığı yüksek ve değer üreten insanların olacak.

LİDERLİK ÖNCE KENDİ ZİHNİNİ VE KALBİNİ REGÜLE EDEBİLMEKTİR.

Kariyerinizde en zorlandığınız dönem neydi?
En zorlandığım dönem, aynı anda hem profesyonel hem kişisel sorumlulukların ağırlaştığı bir süreçti. O zaman şunu öğrendim. Güçlü görünmek ile güçlü olmak aynı şey değil.

Beni ayakta tutan şey; iç disiplinim ve “Bu süreç bana bir şey öğreterek geçecek” inancı oldu. En büyük dersim şu: Duygularımızı bastırırsak değil, yönetmeyi öğrenirsek büyürüz. Liderlik önce kendi zihnini ve kalbini regüle edebilmektir.

Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Kız çocuklarına mesajınız nedir?
Kadın olmanın bana kattığı en büyük güç; aynı anda hem şefkatli hem kararlı olabilmek. Kadınlar iş dünyasında sadece sayısal olarak artmayacak; aynı zamanda kültürü de dönüştürecekler. Empatiyi zayıflık değil stratejik bir güç haline getirecekler.

Geleceğin iş dünyasında kapsayıcılık, duygusal zekâ ve anlam odaklı liderlik öne çıkacak ve kadınlar bu dönüşümün merkezinde olacak.

Kız çocuklarına söylemek istediğim şey şu: Gücünüzü sertleşerek değil, kendiniz olarak büyüterek gösterin. Başarı, kimliğinizden vazgeçmeden de mümkündür.

İYİLİK; BÜYÜK SÖZLERDEN ÇOK, İSTİKRARLI KÜÇÜK KATKILARDIR.

İyilik sizin için ne ifade ediyor?
İyilik benim için bilinçli bir seçimdir. Görünür olmak için değil, iz bırakmak için yapılan bir seçim.

Genç kızların eğitimine katkı sunduğum projelerde, bir öğrencinin gözlerinde “Ben de başarabilirim” ışığını görmek hayatımın en kıymetli anlarından biri oldu. İyilik; büyük sözlerden çok, istikrarlı küçük katkılardır. Ve ben yarınları yazmanın, önce bir insanın hayatına dokunmakla başladığına inanıyorum.

Bu anlayış gönüllü olarak içinde yer aldığım TAMEV’de de hayat buluyor. TAMEV, genç kızların eğitim yolculuğuna destek olmayı, fırsat eşitliği yaratmayı ve umut taşımayı misyon edinmiş bir yapı. Orada yapılan her katkı sadece bir burs değil; geleceğe yapılan bir yatırımdır. Benim için TAMEV, iyiliğin kurumsal bir bilinçle sürdürülebilir hale gelmiş halidir.

ZORLANDIĞIMIZ, SIKIŞTIĞIMIZ, HATTA YORULDUĞUMUZ DÖNEMLER ASLINDA KANATLARIMIZIN GÜÇLENDİĞİ ANLARDIR.

Kelebeğin hikâyesi bana hep şunu hatırlatır: Bir koza dışarıdan bakıldığında sıkışmışlık gibi görünür. Oysa aslında dönüşümün en yoğun halidir. Eğer biri kelebeğe yardım etmek için kozayı erken açarsa, kanatları güçlenemez ve uçamaz. İyilikte de zamanlama bu yüzden çok değerlidir.

Hayat da böyledir… Zorlandığımız, sıkıştığımız, hatta yorulduğumuz dönemler aslında kanatlarımızın güçlendiği anlardır.

Bugün geldiğim noktada şuna inanıyorum: Hiçbir emek, hiçbir gözyaşı, hiçbir mücadele boşa değildir. Hepsi karakterimizi inşa eder. Ve belki de yarınları yazan kadınlar, hiç düşmeyenler değil; her düştüğünde kanatlarını biraz daha güçlendirenlerdir.

“GERÇEK GÜÇ, KOŞULLAR KOLAYKEN DEĞİL; DÖNÜŞÜM SANCILIYKEN KENDİN KALABİLMEKTİR.”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, tüm kadınların kendi kanatlarına güvenmesini diliyorum.

TAMEV Notu;
TAMEV ’de yürütülen her destek, yalnızca bir burs değil; bir kız çocuğunun geleceğe güvenle bakabilmesi için atılmış bilinçli bir adımdır. Eğitim, iyiliğin en sürdürülebilir halidir.