Serdar Seymen: “Başarıya Giden Stratejik Yol”

Bursa’daki küçük bir bakkal dükkânından başlayıp kurumsal dünyanın üst yönetim kademelerine ve girişimciliğe uzanan bir yolculuk… Serdar Seymen, kariyerin yalnızca bir unvan değil; stratejik düşünme, sürekli öğrenme ve sorumluluk alma süreci olduğunu vurguluyor.

BU RÖPORTAJIN ORTAYA ÇIKIŞ AMACI NEDİR VE TAMEV SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR?

İş dünyasında biriktirilen kıymetli tecrübelerin genç kuşaklara aktarılması, sadece bir kariyer rehberliği değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk bilincidir. Bu vizyon doğrultusunda, TAMEV Derneği ve Sayın Nuray Başkan’ın vesile olması ile gerçekleştirilen bu özel röportaj, bir başarı öyküsünün ötesinde, yarının liderlerine ışık tutacak stratejik bir yol haritası niteliği taşıyor.

TAMEV Derneği gerçekten çok güzel iyilikler yapıyor ve kalplere dokunuyor. Herkesin bu kıymetli oluşumu takip etmesini; az ya da çok, muhakkak destek olmasını isterim.

İŞ DÜNYASIYLA TANIŞMANIZ NASIL BAŞLADI?

1974 yılında Bursa’da doğdum. İş dünyasıyla tanışmam aslında oldukça erken yaşlarda, adeta gerçek bir “hayat okulunda” başladı. Eğitim hayatımı Bursa Namık Kemal İlkokulu’nda ve ardından Bursa Erkek Lisesi’nde sürdürürken, tatil kavramını hiçbir zaman yalnızca dinlenmek olarak görmedim; benim için tatiller üretmek ve öğrenmek anlamına geliyordu. Henüz ilkokul 5. sınıftayken teyzemle birlikte açtığımız küçük bir bakkal dükkânı ise ticaretin alfabesini öğrendiğim ilk ciddi deneyimim oldu.

GENÇLİK YILLARINIZ İŞ HAYATINIZA NASIL BİR TEMEL OLUŞTURDU?

Ortaokul ve lise yıllarımda okul dışındaki zamanımı hep çalışarak değerlendirdim. Sıhhi tesisatçılıktan tezgahtarlığa, seyyar satıcılıktan esnaflığa kadar birçok farklı işte deneyim kazandım. Erken yaşlarda iş hayatına göz kırpmak, ilerideki kariyerimde bana stratejik dayanıklılık ve sonuç odaklı bir bakış açısı kazandırdı. Bursa’nın güçlü ticaret kültürü içinde büyümek de düşünme biçimimi şekillendirdi; bir yandan sistem kuran bir mühendis gibi düşünmeyi, diğer yandan bir tüccarın pratik bakış açısıyla hareket edebilmeyi öğrendim.

ÜNİVERSİTE YILLARINDA KARİYERİNİZ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR KIRILMA YAŞADINIZ MI?

Üniversite tercih döneminde, o yıllarda “geleceğin mesleği” olarak görülen Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği (İngilizce) bölümünü seçtim. Ancak üniversite yıllarım ilerledikçe akademik teorinin iş dünyasındaki karşılığının henüz tam olarak olgunlaşmadığını fark ettim. Mezuniyete yaklaştığımda “sudan çıkmış balık” gibi hissetme riskini gördüm. Bu durumu pasif bir şekilde kabullenmek yerine daha proaktif bir yaklaşım benimsedim ve kendimi geliştirecek yeni adımlar atmaya yöneldim.

KARİYERİNİZDE EN KRİTİK DÖNÜM NOKTASI NEYDİ?

Kariyerimdeki en kritik dönüm noktalarından biri, üniversitede sınıf arkadaşım rahmetli Kubilay Hot’un kalite sistemlerine olan ilgisini fark etmemle başladı. Onu izledikçe bu alanın iş dünyasında önemli bir karşılığı olduğunu gördüm ve ISO 9001 ile ISO 14001 gibi o dönemde iş dünyasında prestij ve avantaj sağlayan sistemlere yönelmeye karar verdim. O dönem imkanlarım oldukça kısıtlıydı. Bu nedenle eğitim firmasına şöyle bir teklif sundum: “Üniversite öğrencisiyim, belirlenen eğitim ücretini ödeyemem ama eğitim sırasında verilecek yemek masraflarını karşılayabilirim.” Bu teklif sayesinde eğitimlere katılma fırsatı buldum. Aldığım sertifikalar ise mezun olduğumda beni rakiplerimin bir adım önüne geçiren çok önemli bir avantaj oldu.

KURUMSAL KARİYERİNİZ NASIL ŞEKİLLENDİ?

Askere gitmeden önce Türkiye’deki askeri fabrikaları ve birlikleri araştırarak, çevre mühendisi kimliğimi ve ISO 14001 Çevre ile ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi uzmanlığımı içeren özgeçmişimi ilgili birimlere ulaştırdım. İzmir Narlıdere İstihkam Birliği’nde askerlik görevime başladığımda Tugay Komutanı ile yaptığım ilk görüşmede bu uzmanlıklarımı açıkça ifade ettim. Bu görüşmenin ardından Tugay Karargahı’nda “KalÇevSisKoor” biriminde görevlendirildim. Burada hazırladığım ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi dokümanları ve eğitim materyalleri Genelkurmay Başkanlığı tarafından beğenilerek tüm Türkiye’deki birliklere “örnek faaliyet” olarak dağıtıldı. Böylece sekiz aylık askerlik sürecim, ulusal çapta ses getiren bir kalite yönetimi çalışmasına dönüşmüş oldu.

Askerlik sonrasında iş hayatıma güçlü firmalarda yöneticilik yaparak başladım. Kariyerimin ilerleyen dönemlerinde ise farklı sektörlerde danışmanlık görevleri üstlenerek kurumsal süreçlerin geliştirilmesine katkı sağladım.

GİRİŞİMCİLİK YOLCULUĞUNUZDAN DA SÖZ EDER MİSİNİZ?

2017 yılında kendi şirketimi kurma kararı aldım. O dönemde çalıştığım kuruma olan bağlılığım ve yürüttüğüm çalışmalar nedeniyle istifam üç kez kabul edilmedi. Dördüncü denememde ise kendi yerime geçecek kişiyi yetiştirme şartıyla karşılıklı anlaşarak ayrıldım. Bugün Seymen Danışmanlık A.Ş. ile kağıt ve geri dönüşüm sektöründe “Tekno Geri Dönüşüm” yaklaşımıyla çalışmalarımı sürdürüyorum.

Şirketimiz kapsamında kağıt fabrikalarına stratejik hammadde tedarik danışmanlığı veriyor, yurt içi ve global pazarlarda hurda kağıt operasyonları yürütüyor ve firmaların kurumsal hafızasını güçlendiren ERP ile yazılım süreçlerinin yapılandırılması üzerine çalışıyoruz.

GENÇLERE İŞ DÜNYASINA YÖNELİK NASIL BİR TAVSİYENİZ OLUR?

Öncelikle stratejik konumlanmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mezun olmadan önce sektörün ihtiyaçlarını iyi analiz etmek gerekir. İş hayatına başladığınızda sudan çıkmış balık gibi hissetmemek için pazarın talep ettiği sertifika ve donanımları erkenden edinmek büyük avantaj sağlar.

İkinci olarak multidisipliner yetkinlikler geliştirmek çok kıymetlidir. Sadece diplomayla yetinmemek gerekir. Yazılım, ERP sistemleri, kalite yönetim sistemleri, en az bir yabancı dil ve mesleğinizle ilgili farklı yetkinlikler kazanmak sizi aranan bir profesyonel haline getirir.

Ayrıca proaktif olmanın önemine inanıyorum. İlk sertifikalarımı alma sürecimde olduğu gibi, imkanlarınız kısıtlı olsa bile geri çekilmek yerine çözüm sunan teklifler geliştirmek gerekir. Kapıları zorlayan insanlar çoğu zaman bir adım önde olur.

Kariyer yolculuğunda donanımınızı doğru kullanmak da önemlidir. İş hayatına sadece bir personel olarak değil, sistem kurabilecek bir yönetici adayı bakış açısıyla başlamak hem daha fazla sorumluluk hem de daha hızlı bir gelişim sağlar.

Sistem odaklı düşünmenin çok değerli olduğuna inanıyorum. Hangi departmanda çalışırsanız çalışın, kurumun bütününü anlamaya çalışın. Süreçlerin tamamını görebilen bir zihin, özellikle kriz anlarında en güvenilen noktaya dönüşür.