Seza Demirci: “Gerçek Liderlik Başkalarının Yoluna Işık Olabilmektir”

İş insanı ve TAMEV eğitim ve burslardan sorumlu başkan yardımcısı Seza Demirci, liderliği yalnızca başarıya ulaşmak değil; başkalarının potansiyelini ortaya çıkaracak alanlar yaratmak olarak tanımlıyor. Bankacılık ve iş dünyasından edindiği deneyimi sosyal sorumluluk çalışmalarıyla birleştiren Demirci, özellikle gençlerin eğitim yolculuğuna katkı sağlamanın gerçek ve kalıcı bir değer yarattığına inanıyor. Ona göre yarınları yazan kadınlar, sadece kendi başarı hikâyelerini değil; dokundukları hayatlarla büyüyen umutları da inşa eden kadınlardır.

Bugün sizi siz yapan en belirleyici dönüm noktası neydi? O an hayata ve liderliğe bakışınızı nasıl değiştirdi?

“Gerçek liderlik, yalnızca başarıya ulaşmak değil; başkalarının yoluna ışık olabilmektir.”

Hayat yolculuğum boyunca attığım her adımda bu cümlenin anlamını yeniden keşfettim. Bazen kariyer planlarıyla, bazen de kalbimin beni götürdüğü yönlerle şekillenen bir süreçti bu.

Çalışma hayatıma özel sektörde başladım ve kariyerime uzun yıllar bankacılık sektöründe çeşitli kademelerde yöneticilik yaparak devam ettim. Sadece finans alanında değil, bir süre eğitim alanında da özellikle bankacılara yönelik finans, iletişim ve kişisel gelişim eğitimleri verdim. Profesyonel çalışma hayatımın ardından ise yine üretmek ve fayda sağlamak amacıyla ilaç sektöründe faaliyet gösteren aile şirketimizde yolculuğum devam ediyor.

Çalışkanlık, organize olabilme, hızlı karar alma, analitik bakış açısı ve en önemlisi insan ilişkileri ile iletişim, kariyerimde sağlam bir zemin oluşturdu. Ancak zamanla gördüm ki liderlik yalnızca strateji üretmek değil; insanlara alan açmak, onların potansiyelini fark etmek ve birlikte büyüyebilmektir. Bu yalnızca iş dünyasında değil, birlikte fayda yaratmak üzere bulunulan her birliktelikte geçerlidir.

Bugün çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer alsam da iş hayatımın yanı sıra Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği (TAMEV)’de Eğitim ve Burslardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak aktif görev yapıyor olmak bana yalnızca sosyal fayda anlamında bir üretkenlik değil; aynı zamanda derin bir anlam duygusu kazandırıyor ve içsel bir huzur sağlıyor.

Profesyonel hayatımdan edindiğim disiplinleri sosyal sorumluluk alanıyla bir araya getirmek, hızlı ve verimli sonuçlar elde etmeme de yardımcı oluyor.

İş hayatında sizi diğerlerinden ayıran en net özelliğiniz nedir? Bu özelliğinizle yarınlara nasıl bir katkı sunduğunuzu düşünüyorsunuz?

İş hayatında beni öne çıkaran özelliklerimin başında çalışkanlık, organize olabilme becerisi, hızlı karar alabilme yeteneği ve analitik bakış açısı geliyor. Ancak tüm bunların ötesinde, insan ilişkileri ve güçlü iletişim becerilerinin kariyerimde en sağlam temeli oluşturduğunu düşünüyorum.

Zamanla gördüm ki iş dünyasında başarı yalnızca doğru stratejiler üretmekten ibaret değil.

İNSANLARIN POTANSİYELİNİ FARK ETMEK, ONLARA ALAN AÇMAK VE BİRLİKTE BÜYÜMEYİ MÜMKÜN KILMAK DA GERÇEK LİDERLİĞİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI.

Bu anlayışla hareket ettiğimde hem ekip içinde güven ortamı oluşuyor hem de sürdürülebilir başarı ortaya çıkıyor.

Profesyonel hayatımdan edindiğim disiplinleri sosyal sorumluluk alanına da taşıyabilmek benim için çok değerli. Bu sayede yalnızca iş dünyasında değil, toplumsal fayda üretme alanlarında da somut katkılar sağlayabildiğimi görüyorum.

Kariyerinizde en zorlandığınız dönemi düşündüğünüzde sizi ayakta tutan temel güç neydi? O süreçten çıkardığınız en önemli ders nedir?

İyilik kavramı benim için sonradan keşfedilmiş bir değer değil; çocukluğumdan beri içimde taşıdığım bir miras. Ailemden, özellikle anneannemden öğrendiğim paylaşma kültürü bugün attığım her adımın temelini oluşturuyor.

Veren el olabilmek, bir gencin hayaline destek olmak ya da bir çocuğun geleceğe umutla bakmasına katkı sağlamak… Onların hayata dair umutlarını gözlerinde görmek benim için çok değerli.

TAMEV çatısı altında bu değerleri hayata geçirebilmek ise benim için büyük bir mutluluk. Yaptığımız çalışmaların etkisinin her geçen gün artarak büyüdüğünü görmek ve hatta diğer sivil toplum kuruluşlarına ilham olduğumuzu izlemek büyük bir gurur kaynağı.

Kadın olmanın size kattığı en büyük güç nedir? Geleceğin iş dünyasında kadınların rolü nasıl şekillenecek? Kız çocuklarına mesajınız nedir?

Kadın olmak bana aynı anda birden fazla rolü dengeleyebilme, zamanı etkin yönetebilme ve zorluklar karşısında esnek kalabilme gücü kazandırdı. Kadınların iş dünyasında yalnızca başarı hikâyeleri yazan bireyler değil; aynı zamanda empati temelli ve kapsayıcı liderlik anlayışının temsilcileri olduğuna inanıyorum.

Geleceğin dünyasında kadınların sezgisel zekâsı, dayanıklılığı, çok boyutlu bakış açısı ve yaratıcılığı iş dünyasındaki iş yapış biçimlerini daha insan odaklı bir noktaya taşıyacak ve bunun daha verimli sonuçlar doğuracağını düşünüyorum.

GÜÇLÜ OLMAK, VARLIK GÖSTERMEK HER ZAMAN SERT VE OTORİTER OLMAK DEMEK DEĞİLDİR. GEREKTİĞİNDE ŞEFKATLİ, GEREKTİĞİNDE KARARLI OLABİLMEKTİR. BU DENGE KADINLARA ÖZGÜ ÇOK KIYMETLİ BİR LİDERLİK BİÇİMİDİR.

Geleceğin iş dünyasında böyle kadın liderlerin sayısının artmasıyla birlikte verimliliğin yalnızca rakamlarla değil; ekip ruhu, sürdürülebilirlik, etik değerler ve sosyal etki ile ölçüleceğine inanıyorum. Böylece iş dünyasındaki sert rekabetin yerini birlikte büyüme ve değer üretme anlayışı alacaktır.

Bu nedenle kız çocuklarımız kendilerine ve sezgilerine güvenmeli. Yalnızca akademik başarıyla değil; özgün yetenekleri, merak duyguları, cesaretleri ve dünyaya getirdikleri farklı bakış açılarıyla dünyayı şekillendirebileceklerine inanmalılar.

Kendi hikâyelerini yazmaktan korkmasınlar. Başkalarının çizdiği sınırları değil, kendi potansiyellerini referans alsınlar. Hata yapmaktan çekinmesinler; çünkü gelişim cesaretle başlar.

Onlara en büyük mesajım şu olur:
Nazik olun ama güçlü kalın. Şefkatli olun ama kararlılığınızdan vazgeçmeyin. Kendi ışığınızı küçültmeyin ki başkalarına da ilham olabilin.

Çünkü geleceğin dünyasını dönüştürecek olan şey yalnızca bilgi değil, bilinçtir. Ve o bilinç; özgüveni yüksek, değerlerinin farkında olan kız çocuklarıyla büyüyecektir.

İyilik sizin için ne ifade ediyor?

İyilik benim için büyük söylemlerden çok küçük ama kalıcı izler bırakabilmek demek. Bir öğrencinin hayallerine bir adım daha yaklaşmasına katkı sağlamak ya da bir insanın kendine olan inancını yeniden hatırlamasına vesile olmak en değerli anlardan biridir.

İYİLİĞİN EN GÜZEL TARAFI ÇOĞU ZAMAN GÖRÜNMEDEN BÜYÜMESİ VE YILLAR SONRA BİLE HAYATLARDA YANKI BULMASIDIR.

İnanıyorum ki iyilik paylaşıldıkça çoğalır ve iyiliğin azı çoğu yoktur. Bir dokunuş, bir bakış da olabilir. Her dokunuş geleceğe bırakılan görünmez bir izdir.

Bu yüzden yaptığımız her dokunuşun geleceğe bırakılan bir umut olduğunu unutmamalıyız ve unutturmamalıyız. Görünürlüğümüz ise yalnızca halkayı büyütmek ve etkiyi artırmak için olmalıdır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle şuna inanıyorum: Kadınlar yalnızca kendi hikâyelerini değil, başkalarının hayatına ışık tutarak yarınları da şekillendirir. Güç bazen liderlik etmek, bazen destek olmak, bazen de sadece dinleyebilmektir. Ama her durumda kalpten gelen bir iyilikle hareket etmek, geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır.